YILLAR ESKİSEDE DOSTLUKLAR ESKİMİYOR İnsanların yaşamları boyunca her kuşakta ayrı arkadaş edinirler. Her kuşakta edinilen dostlukların, arkadaşlıkların ayrı bir önemi olur. Her insan mutlaka bu arkadaşlardan bahis eder ve yıllar sonrada olsa bu dostlarını hatırlayarak yâd ederler.
Bu arkadaşların en mühim ve önemlisi bence çocukluk arkadaşı ile askerlik arkadaşlığıdır.
Çocukluk arkadaşlığı içerisine tabiî ki okul arkadaşlığını da alır. Bu iki dönemi mühim tutarken diğer iş arkadaşlığını, üniversite arkadaşlığını ceza evi arkadaşlığını bir tarafa atmıyorum. Tabiî ki arkadaşlıklar her zaman mühimdir. Bazı zaman yolda, yolculukta koltuk arkadaşlığını dahi önemle görüyoruz.
Çoğumuz çocukluk arkadaşına rastladığında yüz ifadeleri ile ona olan özlem ve sevgimizi anlatırız. Eğer o bizi telefon veya mektupla hatırlarsa yine çok seviniriz. Bu tür tostlukların üzerinde hayli zaman geçmişse çok uzun zaman görüşülmemişse yinede bu tür dostları unutmak mümkün değildir. Ben zaman zaman en az 20 yıl görüşemediğim arkadaşlarımı internet, MSN ve facebook aracılığı ile bağlantı kurduğum görüşme yaptığım arkadaşlarım oldu, gerçekten çok mutlu oldum. Teknolojinin güzelliklerinden zaman zaman yaralanmak gerektir.
Geçen ay Gaziantep te çevrilen Asil Feryat( Güneşin doğduğu yer) adlı bir filmin çekim platosuna davet edilmiştim, Savaş sahnesi çekilecekti. Üç kamera birden çekim yapması gerekiyor ve tüm detayların çekilmesi gerekiyordu. Yönetmen sabah çok erken gelmemi istemişti, erken saatlerde gittim ve gece geç saatlere kadar sette bulundum. Filmin çekildiği mekan Gaziantep Nizip yolu üzeri 10-15 km bir uzaklıkta görmeyi değerdi.
Gün boyu plato da kaldık. Akşam vakti plato da elektrikte yoktu. Elektrik olmamsı ise plato sadece film çekimi için inşa edilmiş olduğunda yetkililer gerek görülmemişti.
Gece plato evlerde el feneri ve soba alevinde oluşan ışıkta yemeğimizi yedik ve sobanın üzerinde demlenen çayda ise çaylarımızı yudumladık. Odada birkaç arkadaşla filmin kritiğini konuşuyorduk. Svaş sahnesi, patlatma sahneleri, ölüm ve öldürme sahneleri vardı. Tüm bunlar gece çekilecekti. Odadaki otantik hava beni yaklaşık 30 yıl öncesine götürdü. Gerçekten çok hoş bir hava verdi. Doğrusu geceyi orda geçirmeyi çok isterdim ama sabaha kadar yanacak ne odun nede soğukta korunacak yatak hiçbir şey yoktu. Hani eskiden damatlara kız görmeye giderlermiş, gelin adayları ise ikram edecekleri çayın şekerini az veya hiç şekersiz verirlermiş böyle olunca kaşık ve bardak sesi yükselir, yani damat şeker istermiş, kaşık sesini duyan kız bu ilk şakasında çok hoşnut olurmuş. Şeker yükü taşıyan kervancıların erken geçtiği esprisi anımsatırmış işte O nosteji havayı, içtiğimiz çayın ped bardak olması bozdu. Çayı karıştırırken şekerci kervanlarını anımsatmıyordu.
Fransız askerlerini canlandıran ve Antep i işkâl eden figüranlar sed sonrası vakit namazlarını da kazaya bırakmıyor, üstlerinde Fransız üniforması ile namazlarını kılıyorlardı. Doğrusu görmeyi değer bir film platosu idi.
Bu arada telefonum çaldı telefondaki ses 22 yıl önceki asker arkadaşımın sesi idi. En son olarak 1987 yılında Adıyaman da düğününde görüşmüştük, daha sonrası bu arkadaşım Almanya ya gitmiş, Alman vatandaşı olmuş, orda yaşamını sürüyormuş.
Bu arkadaşımla askerde aynı bölükte, aynı ranzada altlı üslü kalıyorduk. Aynı zamanda adaştık. Osmaniyeli Hasan İci isminde bir arkadaşımız daha vardı bizi ayrılmaz üçlü olarak bilirler, zaman zaman birbirimizin cezasını çekerdik. Bir gün bize yurt dışı görevi çıkmıştı. Göreve gidecek olan 36 askerin içerisinde (Danimarka-Almanya) yine Üç arkadaşla beraber bizde vardık. Almanya’da- Danimarka’da çok güzel anılarımız oldu. Yine bir gün bu ismini bahis ettiğim arkadaşlara ben bir şaka yaptım, her iki arkadaş ta bölük komutanında izin alarak büyük bir sevinçle kış günü memleketlerine 20 günlük izne gittiler ve daha sonra izin dönüşü benimle yaptığım şakadan dolayı uzun süre konuşmadılar. Hep hafızalarda kalan tatlı anılardı bunlar.
Askerlik sonrası kendisi Almanya yerleşti. Uzun süre sonra internet aracılığı ile beni film setinde buldu ve telefonla uzun uzun sohbet yaptık.
Şöyle gerilere baktığımızda yıllar geçmiş, acısı ile tatlısı ile bir ömür geride kalmış. Daha dün gibi gördüğümüz geçmiş yıllar saçlarımıza ağlar, yüzümüze ise çizgiler bırakmış. Bazı arkadaşlarımıza çile bazı arkadaşlarımıza hem çile hem mutluluk yaşatmıştı. Dileğim acılardan uzak ailelerimizle mutlu yaşamak, aynı zamanda tüm dostların acısını ve mutlu gününü yürekten paylaşmak olsun.